İstanbul’u çok kez duydun. Hatta belki gördün. Belki de dizilerde gezdin, videolarda turladın. Ama hiç kendi adımınla sokaklarına karışıp şehrin efsununa bulandın mı?
Cevabın “hayır”sa bu gezinin kazananı sen olacaksın demektir. Çünkü bu bildiğin gezilerden biraz farklı. Alışılmışın dışındaki bu gezi, hazır cevapları değil, iyi soruları saklıyor. Dünyanın, ülkelerin, şehirlerin sınırlarını kim çizmiş örneğin hiç düşündün mü? Dünya, söylenildiği gibi hepimizinse, bu sınırlar da neyin nesi?
Bir sabah sıcak yatağından çıkıp bir tren yolculuğuyla İstanbul’a gideceksin. Orada şu soru dönüp dursa zihninde mesela: “Neredeyse üç bin yıllık bu şehir, milyonlarca insanın hafızasında hâlâ nasıl dipdiri yaşıyor? Benim hafızama nasıl girecek?”
Bu yolculukta yanına alacağın tek şey merakın ve heyecanın… Dönüşte ise zihninde bir cümle, bir sokak, bir koku, bir iz olacak.
İlk yolculuğunu seyyahlığın gereklerini yerine getirerek, dikkatini ve merakını koruyarak tamamlarsan; Bursa, Balkanlar ve sürpriz rotalar seni bekliyor olacak. O halde bu gezide baktığın her şeyi gör, gördüğün her şeyi yaz. Fotoğrafla, videoya al, resimle, hatta istersen şiir yaz, kim tutar ki seni! Ve kendine şunu sor:
Sen bunun cevabını bulduğunda, muhtemelen tekrar görüşeceğiz.
Tren kalkıyor, hazır mısın?
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı